“Uzun yola çıkmaya hüküm giydim.”
Hayatımızın bana kalırsa tamamı bir iç ve dış yolculuktan ibaret. Kim olduğumuzu bulma gayretlerimiz, yanlış yerde olduğumuzu fark edişlerimiz, aynı yere nasıl dönüp geldiğimize dair hayretlerimiz, bu dünyaya geldiysek bir amacı vardır dediğimiz arayışlarımız. Ama hayat aynı gayretleri ve arayışları sürdüreceğimiz kadar durağan değil. Her baharımızda yenilerini edinmek durumundayız. Ben ilkbaharımı tamamlamaya çok yakınım. Yaş itibariyle değil, amaç itibariyle.
Yoksunluğun, yokluğun içinde saklı olan keyfi keşfettiğimde daha çok küçüktüm. Her şeyin dolup taştığı evlerde iştahsızlıktan su ile karnımı doyurup gariban komşunun evine gidip karnımı tıka basa doyuran bir çocuk olarak ağzımın tadını nerede bulabileceğimi çok iyi biliyordum. İnsanın ağzının tadı, yediği yemeğin damağındaki iziyle değil de bulunduğu yerin sıcaklığıyla orantılı oluyor.
Sadece şükür imtihanı diledim şımarıkça. Ama şükrümü arttırmak için elimi hep taşın altına koydum. Beni yokluk ve yoksunlukla imtihan etmeyen Allah için, hâlden anlamanın verdiği keyfi unutmamak için çok çabaladım. Derdim yoktu, dert edindim. Elimi taşın altına koydum, çünkü baharımın amacı bu.
Dünya, artık her yeni güne kendi tarihini yeniden yazmak için uyanıyor. Çok da iç açıcı olmayan bir tarihi yazmak için. Bunu başımıza kakan her yeni haberden sonra bir yandan boşa mı çabalıyoruz diye düşünüyorum bir yandan da çabalarımızı büyütmek ve genişletmekle ilgili çok büyük bir arzuyla doluyorum.
Her yeni güne kendi tarihimi ve dünyanın tarihini yeniden yazabilirim umuduyla uyanıyorum. Adaletin sözlüklerde kendine yer bulamadığı coğrafyalara iyi hukukçular, hastalıktan başını kaldıramayan ilerlemeye güç bulamayan topraklara iyi doktorlar, hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır yerlere duymayı öğretecek iyi öğretmenler hediye etmeyi boynumuza borç bilirim. Bütün bu yükü sırtımıza alıp bir derde sahip olmanın dayanılmaz hafifliği ile uzun yola çıkıyoruz hayat arkadaşım ve ben.
Berrak bir gök yoksa üstümüzde, berrak bir gök inşa etmek ve bunun için savaşacak çocuklar yetiştirmek bizim gayretimiz. Yolumuzun ucu her nereye çıkarsa çıksın orayı gönül coğrafyamız yapmak bizim ellerimizden öper, biz de yolun ucundaki güzel çocukların gözlerinden öperiz.
Uçarı bir gülümseyişle takındığımız muşta gibi lüksleri burada bırakıp dünyanın bütün muştularını mataramıza azık yapacağız. Dert, dava, ülkü veya sevgili veya siz ne derseniz adına biz ona dost evlerini çoğaltıp ocakları tüttürüp gönüller yapmak, diyoruz. Allah, gayretlerimizi ve amaçlarımızı hakkıyla tamamlayıp yeni bir baharı bize, hepimize nasip etsin. Yollarımız, güzel olan ve güzel yapacağımız yerlere doğru açık olsun.
