Ne Okudum? 1

Yine böyle bir cumartesi günü öksürük haplarıyla tanışmıştım İsmet Özel ile…

TAŞLARI YEMEK YASAK Kasım 2011 / İstanbul – Şule Yayınları

“İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir. Bu yalnız mallar, servet, güç gibi nesnelerde geçerli değil. Merhamet, şefkat, tevazu gibi şeyler için de böyle. Bilgi için de öyle. Eğer herhangi bir şey insanın istifadesine açıksa ancak istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.” (S.125)


“Esasen müslim ve mümin olmanın değeri insanın hiç ayağının sürçmemesi, hataya düşmemesi değil, ayağının sürçtüğünü anlayabilmesi ve hataya düştüğünü görebilmesinde saklıdır.” (S.119)


“İnsan olmak biraz da verilen işaretlerden doğru anlamları çıkarmaktır.” (S.112)


“Bazı değerleri korumak insanların ihtimamını ister, bazı değerler ise insana ihtimam gösterirler. Birincisini insanlar korur, ikinciler insanı korur.” (S.100)


“Bütün insanlığın sorumluluğu neden benim omuzlarımda olsun diyeceksiniz, ben de sizi Müslüman olarak hesaba katmamız nasıl mümkün olacak diyeceğim.” (S.97)


“İslam’ın hayattan bir istifade yolu değil, hayata bir anlam verme yolu olduğunu bilmek gerekir.” (S.78)


“Dolandırıcılıkta, dolandırılan kimsenin hileyi sezmesi gibi bir tehlike vardır. Ama insan kendi kendini kandırmayı seçmişse bu aldanış ucuz ve kolay yolunda aldanan ve aldatan aynı tarafta olacak, sonuçtan sorumlu olan da aynı taraf olacaktır.” (S.75)


“Bir kez İslam’ın hedefleri hakkında sarahate vardık mı, nasıl olup da kulluk edebileceğimizi bildik mi, yaşamak kadar ölmek de kolaylaşacak bizim için. Hiçbir işi yarım bırakmış saymayacağız kendimizi, gözümüz açık gitmeyeceğiz. Az şey mi bu?” (S.61)


“…Öyleyse ilk yapacağımız iş bizi modern şartlanmalara götüren yaklaşımların bir eleştirisini yapmak, onlardaki mantık zincirine bağlı kalmamak, daha doğrusu onların mantık zinciriyle bağlı olmamak zorundayız. Bunu da onların tutundukları esaslara biz tutunmayarak başarabiliriz.” (S.52)


“İnanç sahibi kişi, inancı batıl bile olsa inandığı ile yaşadığının bir olması için yaşar. Ne kadar inanç sahibi olduğu düşüncelerinin davranışlarına, davranışlarının düşüncelerine ne oranda uyduğu anlaşılır.” (S.49)


“…Ancak bu yükselişin bir ön şartı var: Meselelerin hakikatine ulaşma çabası gösteren kişi artık başının çaresine paçasını kurtarmak üzere değil, zâtını, özünü, kendi özünün bağlı olduğu öz bütünü korumak üzere bakan kişidir.” (S.44)


“İnsanın aklını başından alan nedir? Tecrübelerimiz sonucunda bu sorunun cevabını kolaylıkla bulabiliriz. İnsanın aklı başında değilse ızdırap çektiği nesnededir. İnsanın aklını başından alan ızdıraplardır.” (S.31)


“Helal ve haram sınırları biz yeryüzünde yaşadığımız hayatın anlamını kavrayalım diye mevcudiyetimizin sebebine yaklaşalım diye vardır.” (S.22)


“Batılı düşüncenin anladığı hürriyet marjinal, Müslümanın anladığı özgürlük ise merkezidir.” (S.21)


“İslam özgür olmanın bilgisidir. Halbuki kişilikleri silmek ve bir yorumla sistemleştirilmiş bir yapıda gerçeği mutlaklaştırmak yalnızca kulun kula kulluğunu getirir ki bu da İslam’ı kundaklamaktan başka bir şey olmaz.” (S.17)

Yorum bırakın